Milli Tarım Politikası Nerede?

8 11 2006

Geçen haftaki yazımda, tahıl üretimi ve stokları üzerindeki endişelerimizi ifade ederek tarım politikalarımızı konu edinmiştik. Kanola ekiminden de örnekler vermiştik.

Dünyada enerji üretimindeki kısıtlar ve enerji fiyatlarının sürekli artması, “yeşil enerji”ye olan rağbeti de artırmıştır. İnsanlar, kârlılıklarından dolayı tahıl üretiminden (doğal olarak!) dizel ve/veya alkol üretebilecekleri ürünleri ekip biçmeye yöneltilmektedirler. Bu da küresel elitlerin tahılı kısıtlama operasyonlarına uygun düşmektedir.

Aslında her şey doğal olarak gelişmekte ya da geliştirilmektedir. Her şey bir sebep ve sonuca bağlanmıştır. Bizler ayrıntıda meşgul edilirken, birileri bütünü kendi arzu ve istekleri doğrultusunda dizayn etme gayreti içerisindedirler. Şimdi iyi takip edin. 11 Eylül’den sonra terör tehditi birinci sıraya yerleştirildi. Teröristler İslam Coğrafyasında idiler! Petrol de! BOP çerçevesinde İslam Coğrafyasına operasyonlar başladı. Petrol fiyatları fırladı. Kazananlar, Bush’un çevresindeki petrol kartelleri oldu! Bush, alternatif enerji kaynaklarına ihtiyacı dile getirdi. Bush’un çevresindeki petrol kartelleri biyodizeli gündeme getirerek tarımda kendi kendine yeten ülkelere “yeni ürünü” takdim etmeye başladılar. Buradan da kazananlar, yine, Bush’un etrafındaki petrolcüler olacaklar. Orta vadede ise bu ülkelerdeki fakirler açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalacaklar.

Yine, uzmanların ifadelerine bakarak, şu tahlillere birlikte göz atalım.

Kırsal arazide, fakir bir insanın beslenmesi için gereken arazi miktarı yaklaşık 800 metrekaredir. Büyük oranda et tüketimi içinde bulunan zengin biri için ise 3,600 metrekareye ihtiyaç vardır.

Ancak, diğer taraftan, orta sınıf bir arabanın yakıt ihtiyacının karşılanması için yaklaşık 8,000 metrekarelik bir araziye ihtiyaç vardır. Büyük bir otomobilin yakıt ihtiyacının karşılanması için ise yaklaşık 30,200 metrekareye ihtiyaç vardır.

Bu da şu manaya gelir. Büyük bir otomobilin yakıt ihtiyacının tarım yaparak karşılanması için ihtiyaç duyulan arazi ile, kırsal bölgede 38 fakirin geçimi temin edilebilir.

Buradan da şu anlamı çıkarabiliriz. Eğer milli bir tarım politikamız olmaz ise bir avuç uluslararası kartelin spekülatif oyunları ile onbinlerce arabanın yakıt ihtiyacı için milyonlarca insanın aç kalmasına sebep olabiliriz. Dünyada bunun örneklerini yaşayan birçok ülke mevcuttur.

Topraklarını biyodizel (alkol) için tarıma açan ilk ülke Brezilya’dır. Onu takiben birçok Afrika ülkesi de topraklarını bu tür biyodizel-alkol üretimine açmıştır. Dünya Bankası, 1980’li yılların başında Afrika ülkelerine bu konuda 265 milyon dolarlık bir kredi teşviği bile yapmıştır.

Bu tür programın bir parçası olarak da gıda-tahıl ithalatı desteklenmiştir. Uluslararası gıda yardımlarını da hesaba katınca, belli bir zaman sonra insanlar tarımdan tamamen uzaklaşmışlar ve zengin toprakların üzerinde ölümü bekleyen açlar haline dönüşmüşlerdir.

Kara Afrikasına ilk gittiğimde karşılaştığım manzara beni çok şaşırtmıştı. Çok zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olan bu kıtada nasıl oluyor da insanlar açlık sıkıntısı çekiyorlardı. Onları başlangıçta anlayamamıştım. Ancak, zamanla okuduklarım ve oranın kara derili ama Batı zihniyetli idarecilerinin uygulamalarını gördükçe “işbirlikçi idarelerin” ülkelere işgalci ordulardan daha büyük zararlar verebileceklerini de anlamış oldum.

Bize en büyük zararı bize benzeyenler veriyor. İşbirlikçiler veriyor.


İşlemler

Bilgi

Yorum yapın