Enflasyonla Mücadele Teorisi Çöktü

5 10 2006

IV. BÖLÜM 01.10.2006

Enflasyonla mücadele teorisinin çökmesi ile birlikte, bir özeleştiri yapılıp, ekonomik sistemin insanı temel alacak şekilde yeniden yapılandırılması gerekiyordu. Ancak, dün de ifade ettiğim gibi, sayıca küçük ama sahip olduğu imkanlar açısından büyük olan bir kesim mevcut statükodan çok memnun olduğu için ısrarla bunu koruma gayreti içerisine girdi. Sermayeyi kontrol ettikleri için, ardışık olarak medyayı ve siyaseti etkileyebilmekte ve dolayısıyla da halkın gözünü boyayarak onları yönlendirebilmektedirler.

Bu mahfillerden çıktığına inandığımız ve hemen hemen her geniş müzakereli ekonomi programında işittiğimiz iki saçma argüman; “efendim, Türkiyemiz artık geri dönülemez bir ekonomik sürece girdi” ya da “ekonomik sisteme siyasetçiler karışmasın, onlar bu işi bilmiyorlar ve bozuyorlar” ifadeleridir.

Yani demek istiyorlar ki; “Biz 25 sene uğraştık ve şimdiki saltanatımıza yeni ulaştık. Artık bu işin geri dönüşü olmasın. Aman siyasetçiler karışıp da bu saltanatımızı yıkacak bir tedbir de almasınlar”.

Öncelikle hemen şunu ifade edelim ki millet idaresinde “ilel ebed devam edecek bir süreç” yoktur. Her mecranın son bulacağı bir yer ve zaman vardır ve her şey olacağına varır. Tarih bunun örnekleri ile doludur.

Yaklaşık 25 yıl boyunca bu milleti bir dizi saçmalık ile kandıracaksınız ve sonunda kullandığınız argümanların milletin değil sizin saltanatınıza hizmet ettiği ortaya çıkacak. Sonra da bütün pişkinliğiniz ile “eh n’apalım netice böyle çıktı, şimdi buradan dönemeyiz” diyeceksiniz.

Milleti kandırmak için de onları tek tek insan olarak değil, sayı olarak takdim eden istatistikler yayınlayacaksınız, öyle mi? Neymiş efendim, kişi başına düşen milli gelir 5.000 dolar imiş! Sevinmeli imişiz. Yahu, bu bir sayı. Sayılar karın doyurmuyorlar. Her zaman gerçeği de ifade etmiyorlar.

Bakınız, diyelim ki iki insan lokantaya girdi ve biri 50 liralık yemek yedi, diğeri ise aç açına oturdu bir bardak su içti ve çıktı. Siz beni şu ifadeler ile avutmaya çalışıyorsunuz. Bu lokantaya giren insanların yemek için kişi başına yaptığı harcama 25 liradır. Yahu bunlardan biri tok, diğeri aç! Tok açın halinden ne anlar? Bunlar sayı değil insan! İnsanca muamele bekliyorlar. Ortodoks ekonomistlerin eko-geyik muhabbetlerinde sayısal garnitür olmak istemiyorlar.

Onun için, ekonomik düzenin baştan sona yeniden yapılandırılması lazımdır. Kalkınan her ekonomide enflasyon olur. Bir zamanlar Almanya’da enflasyonun yüzde 4 trilyon 500 milyar’a kadar çıktığını unutmamak lazımdır. Önemli olan enflasyonun, milletin refah ve mutluluğuna zarar vermeyecek bir şekilde idare edilmesidir.

“Nasıl bir ekonomik sistem?” sorusuna başka bir yazı dizisinde cevap vereceğiz. Ancak şu kadar ile iktifa edeyim ki, fakirleri merkezine alamayan, onların sorunlarını çözecek mekanizmalar oluşturamayan hiçbir ekonomik sistem başarılı olamaz.

Doç. Dr. Mete Gündoğan


İşlemler

Bilgi

Yorum yapın